Tokattan Bir Pehlivan “ALİ”Yıl 1915 Tokatta karamsar ve soğuk bir gün
Bir feryat koptu kalelerin ardında, ırmakların kenarında
Derler ki Tokat meydanında öyle yiğitler var ki
Bileğini bükmek değil,
Yanından geçmek bile insanı ürpertir.
Onlar Allahın sevgili kulları olma yolunda
Onlar ülkesinin dua ettiği,
Bu zamanda yaşayan Âlimlerin bildiği
Şan ve Şeref sahipleri onlar
Üzerlerinde koyusu bir yeşil kıyafet
Başları dik, ölmek için emir bekler gibi
Saygıda, hürmette Tokat dereleri gibi sessiz ve ak
Orada, tam işte oracıkta bir ana
Evladına ağlayan bir ana
Ama ağlaması üzüntüden değil, sevinçten
Gökyüzüne ellerini kaldırmış ve ağlıyor
“Alladım sen Alimi şehit makamına kabul eyle.. Yarabbi” diye ağlıyor..
Ali’si ise başı kınalı, göğsü imanlı ve sevdiğinden ayrı
Hazır bir duruş var kendisinde
Efsanevi bir duruş, pehlivanların başı idi o yıllarda
İri yapılı, sert bakışlı, gözleri zeytin gibi kap kara
Ölüm için hazırlanmış bir nur onlar, onlar
Çanakkale yoluna çıkacak ve savaşacak pehlivanlar
Ama bu pehlivanlar artık birer asker
Hem de Tokat’ın askerleri
Bastıkları yer inliyor sanki
Gökyüzünün rengi bile değişti
Peygamberlerinin izinden giden
Göğüsleri dik ve ağızlarında Şahadet sesleri
Biliyorlar öleceklerini ama yılmıyor Aliler,
Mehmetler, Hasanlar, Hüseyinler ve Ahmetler
Korkmuyorlar düşmanın kahpe mermisinden
Onların savaşlarından, saçma bakışlarından
Çanakkale’ye birazdan varacak olan yiğitler onlar
Elleri çelik gibi sert ama
Yürekleri iman saflığına bürümüş bir nur gibi
İşte geliyorlar onlar savaşa önceden hazırlanmışlar sanki
Geliyorlar işte Ali hani annesinin yalvardığı
Şehit olarak ölmesini isteği Ali’si geliyor bir dağ gibi
Ve arkasında diğer efratlar
Onlarda birer Ali olmuş
Gözlerinden ateşler saçıyorlar
Bakışları “Biz ölmeye geldik.” dercesine net
Yerleri belirleniyor bu askerlerin
Yeşil kefenli kuzuların..
Ali iyi silah kullandığından onu ön cepheye gönderiyorlar,
Savaş çoktan başlamış ve Ali savaş ortasına gelmişti
Yukarıdan emir gelmiş ve kardan saldırı yapılacaktı
Ali kelime-i şahadet getiriyor ve ölmeye hazırlanıyordu
Arkadaşları da onunla beraber aynı şekildeydi
Komut verildi ve askerler fırladığı gibi
Düşmanla karşı karşıya geldi
Ali silahıyla koşarak 4 kişiyi vurmuştu
Düşmana yaklaştı ve sürgüsüyle düşmanları devirmeye başlamıştı
Ali bam başka bir askerdi
Düşmanları onu görünce korkardı
Çünkü o Türk’tü,
Tokatlıydı
O kınalı Aliydi..
Ve işte şimdi başlıyor Çanakkale destanı
Şimdi başlıyor Tokatlı Ali’nin heybeti
Ali’nin bir elinde sürgü
Diğer eli açık
Öyle ağır ki eli vurduğu düşman bir daha yerden kalkmıyor
Bu ne efsane? Bu ne kuvvet?
İşte orda, işte ileride bir düşman
Gözü dönmüş, Ali’yi o pehlivanların başını öldürecek
Ali’nin ölümü onun elinden olacak..
Ali hiç bir şeyden habersiz
Düşmanların arasında savaşan Ali habersiz..
Derken bir sürgü çıkıyor düşmanların arasından
Ali’nin sırtından vuruyorlar
Ama yılmıyor Ali
Düşmanla savaşırken
Sırtından bir sürgü daha almasına rağmen
Ali devam ediyor.
İşte o ana kuzusu Ali’nin son anları
Dünya ya son bakışı
Tokat’ın yiğitler yiğidi Ali’si
Kalbinden aldığı son darbeyle
İki dizinin üzerine çökerek
Kelime-i Şahadet getiriyor ve şehit oluyor
Ali’nin annesinin istediği oldu
Oğlu o yeşil kefene girdi
Cennet bahçelerinden bir bahçeye gitti
Resul-ü Ekrem-i görmeye gitti
Aslında bu savaşı Ali kazandı
O ve onunla beraber şehit düşen askerler kazandı
Ama sen yerinde rahat yat Ali
Bizler ayakta oldukça
Gönüllerimiz imanla dolu oldukça
Bu cennet Vatanı kimselere vermeyiz..
Söz: Erkan BADEM